7 Ara 2022

Beyni Durdurmak

(2013 gibi kendime not olarak yazmıştım. Bu haliyle pek içime sinmedi ama tekrar düşünmeye üşendim ve sadece birkaç cümle çıkarıp ekledim.)

Beyni çalıştırmak kadar, gerektiğinde onu durdurmakta önemli diye düşünüyorum. Durdurmak ne
 zaman gerekir ? Örneğin, beyin kendi aleyhine düşünce ve duygular üretmeye, umutsuzluk,  karamsarlık hissetmeye başladığında çalışması durdurulmalıdır bence. (Tabi ki sakince bir sorgulamanın devam etmesi şartıyla, yani kastettiğim beynin tümüyle durdurulması değil)

Buna iyi bir örnek, çöküntü (depresyon) halindeki kişinin beyninin, kendi aleyhine düşünceler üretmesi olabilir. Kendisini değersiz, başarısız bulur ve bunu destekleyecek ne kadar kötü anı varsa onları dün yaşanmış gibi canlı bir şekilde, karanlık diplerden çağırmaya başlar. Adeta yaşamında başarılı olduğu, iyi veya mutlu olduğu hiçbir şey yoktur, yaşanmamıştır. Bu durum, beynin son derece (kendine) zararlı bir çalışma halidir. Bunun durdurulması gerekir.

Ayrıca durdurulması gereken zararlı beyin faaliyeti , kişinin yakınları ve çevresi, hatta hiç tanımadığı  kişiler, başka ülke insanları aleyhine de olabilir. ( Şiddet olayları/savaş, her türden sömürü, ırkçılık,  başkalarının yoksulluğu ve acıtılması pahasına aşırı zenginleşme arzusu, paraya/güce doyamamak.. vs..).

Fakat, durdurulması gereken zararlı beyin faaliyetinin farkına varılabilmesi için, önce geri  planda sürekli çalışan birkaç doğru programa sahip olmak, yani iyi eğitilmiş ve asgari düzeyde çalışan bir beyin gerekir. Bu bir çelişki gibi görünüyor, yani gerektiğinde beyni durdurmak için, çalışan bir beyne sahip olmak gerektiği konusu. Ama öyle değil. Günümüzde çoğunlukla  yapıldığı gibi bilgisayar dünyasından örneklersek, beynimizde, sonradan yüklenmiş veya bazıları baştan yüklü (içgüdüler) birçok program çalışıyor. Aynı anda birçok programın  çalışması (multitasking) bilinç düzeyinde mümkün olmasa da , kısa aralıklarla ardarda da olsa  beynimizde birçok program çalışıyor. Bunların bazıları , kişinin kendisine veya çevresine  zararlı! (ek: Çevreye, dünyaya zararlı olan, ergeç kişiye veya ona yetişmese de yakınlarına  zarar olarak döner görünüyor)

Burada bir şey daha akla geliyor: O sıra kendimize zararlı gibi görünse, rahatsızlık verse bile,  durdurulmaması gereken bir sorgulama, araştırma faaliyeti de var olabilir. Dolaylı ısı ile  durdurulması gerekenlerle gaz verilecek olanları ayırt edebilmek de tecrübe/zaman gerektiriyor sanırım. İşin kötüsü -şu beyin kapasitesine oranla- zamanımız çok kısa. 

Son cümle şöyle de olabilirdi :

İşin kötüsü -şu beyin veya belki ciğerimiz, kalbimiz, böbreğimiz hatta tırnağımızın bile katıldığı,  ama toplamda düşük bilgi işleme kapasitesine oranla- zamanımız çok kısa.

Ek1 : Girişte ‘tekrar düşünmeye üşendim’  derken, bu düşünceyi umursamadığım sanılmasın.   Son yıllarda giderek artan bir şekilde, kendimi kendi beynini durdurmaya çalışırken yakalıyorum. 
Ek2 ;  Kontrol edici, durdurucu programların devreye girme hızı da önemli. Yani, bir beyin faaliyetinin zararlı olduğunu algılama ve durdurma hızı. 100 milisaniye mi, dakikalar veya saatler içinde mi, günler sonra mı ? Geç kalınıyorsa geçmiş olsun.
Ayrıca şans eseri aile veya yakın-uzak çevre tarafından sonradan yüklenmiş ‘iyi’ programlar, bir süre sonra eksik/yetersiz kalacaktır. Kişi kendi yeni programlarını oluşturacak aşamaya gelmelidir. Artık bir Kend’eğiten olmalıdır.








11 Eki 2022

P6 Destekleyici Tedavi veya Doğrudan Tedavi Amaçlı Kızılötesi Güneşlenme

Kırmızı ve dalgaboyu olarak hemen ardından gelen ‘yakın kızılötesi’ (NIR - Near Infrared) ışınlar, Lazer veya LED ışık kaynağı kullanan cihazlarla, kozmetik amaçlar dahil birçok alanda tedavi amaçlı kullanılıyor.

Akla gelen şu : Plajda güneşlenirken üstünüzde, pleksi veya benzeri şeffaf plastik bir  malzemeden, üzerine kaplama yapılmış dikdörtgen bir ışık filtresi olduğunu düşünün. Bu filtre,  morötesi (UV) ışınları ve çoğu görünür ışını filtre edip sadece yakın kızılötesi (NIR) ışınları  geçirsin ( yararları kanıtlanmış sarı ve kırmızı bölge de dahil edilebilir) . UV koruyucu kremlere  (ve hatta güneş gözlüğüne) gerek kalmadan, sadece ‘şifalı’ ışınlarla çok uzun sürelerle  güneşlenip, kızılötesi ışın yayan pahalı cihazların işe yaradığı rahatsızlıklarda tedavi dahi  olabilirsiniz. (1.Tabi bu ışınlar bronzlaşma yapmaz. Bronzlaşma istiyorsanız, yeterli en kısa  süre için -belki yarım saatten kısa- ve kremsiz olarak, filtre dışında açıkta güneşlenebilirsiniz.  2. en az/en çok ne kadar süre güneşlenmeli : Bunun için, onay almış cihazların yaydığı  enerji/enerji yoğunluğu (J/cm2) ve uygulama süreleri referans alınıp, filtre sonrası gelen enerji  ve yüzey alanları kıyaslanarak yaklaşık güvenli bir aralık saptanabilir)





Pleksi veya benzeri malzeme üzerine yapılacak filtre kaplaması üzerine de, ucuz bir  madde/yöntem bulunması dışında iki düşünce aklıma geldi :

1. Pasif : UV ve görünür ışığın çoğunu emen veya yansıtan, yakın kızılötesi ışığı ise geçiren  bir kaplama malzemesi kullanılabilir. Yansıtan kaplama mümkünse daha iyi, ısınmaz.

2. Aktif : Kaplama malzemesinin, istenmeyen (UV+görünür ışık) ışınların da önemli bir kısmını  emip, farklı/istenen dalgaboylarında ışığa dönüştürmesi. (Absorption--> Emission) Bu  durumda uygulama/güneşlenme süresi daha kısa olacaktır.


Ek1. Birkaç ay önce farklı bir amaçla bu çeşit bir filtre aldım. Kızılötesi fotoğraf amaçlı üretilmiş 
yüksek kaliteli bu filtre sadece 10x10cm boyutunda ama fiyat olarak oldukça  pahalıydı. Böyle yüksek optik kaliteye gerek yok, fotoğraf çekmeyeceğiz. %99 değilde %85  geçirsin IR ışığı, ama üretimi ucuz olsun. Ertesi yıl yama/yenileme gerekirse kolaylıkla ve  ucuza yapılabilsin.

Ek2. Her yanımız plastik dolu. Ana malzeme olarak plastik/pleksi’den söz etmek beni bile  rahatsız etti. Tabi ki hesaplı üretilebiliyorsa cam da olabilir ama kırılmaz, parçalanmaz olmalı,  kazaya yol açmamalı.

Ek3. Akşam aklıma gelip de kağıda yazdığım birçok fikri, ertesi sabah buruşturup çöpe  atmışımdır. Ama en az 1-2 yıl önce aklıma gelen bu fikri hala önemli buluyorum. Işık var, para  da var. Ve sahte kuantum şifacılar gibi değil, muhtemelen birçok insana gerçek kuantum şifa  da var.

12 Ağu 2022

Ş7 Beş Kelimelik Hikaye


Beş kelimelik hikaye

Çocuk öldürülmüş

Ağlayanlar. gülenler olmuş





İmtihan Yeri


Sevinin :


İmtihan yok ! (muhtemelen)


Üzülün :


Yine de sınıfta kaldık ! (kesin)






Eski Filozof


Dirilen bir eski Yunan filozofu diyebilir şunu :


Hiçbir yüceliği olmayan küçücük tanrılarımız vardı


Ağaçlar ve otlar hariç


Yarattıkları her şey birbirini yiyordu





Ermiş 2


Ermiş, durmuştur


Gidemez ileri




Borç


Hiçbir borcum yoktu


Yani öyle sanıyordum


Düşüne düşüne


Birçok borcum oluştu

18 Tem 2022

Güneş enerjisinin doğrudan lazer denemelerinde kullanılması üzerine bir düşünce

İlk lazeri, bir mühendis ve fizikçi olan T. Maiman 1960 yılında çalıştırmış. Aktif lazer  ortamı olarak bir sentetik yakut kristali, uyarma/pompalama kaynağı olarak da,  sarmal bir flaş lamba kullanmış. (GE firmasının ürettiği fotoğraf amaçlı ama güçlü bir xenon flaş).  
Çok kabaca ana prensip şu : Lazer ortamını oluşturan silindirik kristal, çevresini saran sarmal flaş lamba ile uyarılıyor. Kristal çubuğun iki ucunda ayna var.  Aynalardan biri tam yansıtıcı, lazer çıkışı alınacak diğeri ise kısmen geçirgen. Kristal  içinde flaş ışığıyla uyarılmış atomlarda, elektronlar üst enerji seviyelerine  çıkıp, sonra geri dönerken birer foton fırlatıyor. Bunların kimisi aynalar arasında  gidip gelirken diğer atomları da uyarıyor. Uyarılmış bir atomdan fırlatılan yeni foton,  uyaran fotonla aynı doğrultuda ve aynı özelliklerde oluyor (uyumlu/coherent) . 
Bunların bir kısmı da kısmen geçirgen aynadan dışarıya lazer ışını olarak çıkıyor. Bu lazer flaş lambasının çakmasıyla uyarıldığı için sürekli değil atımlı  çalışıyor.



Asıl konuya gelirsek: Güneş ışığı, genişçe bir fresnel mercek ile, denenmek istenen  herhangi bir aktif lazer ortamına odaklanarak, güçlü bir uyarım/pompalama enerjisi  sağlayabilir. (İdeal koşulda metre kareye 1000 Watt ışık enerjisi geliyor bildiğim.  
Toplayacağınız ışık/enerji fresnel merceğin boyutu ile orantılı olacaktır). Aktif ortam  (laser medium), ilk lazer gibi katı halde veya gaz veya sıvı olabilir. Amatörce  uğraşmak için gaz lazer zor ama sıvı hal lazerleri uygun görünüyor. Örneğin boya  lazerleri (dye laser) için denenmiş başarılı ama pahalıca maddeler var. Ama bir  düzenek kurulduktan sonra, akla gelen birçok madde uygun bir çözücü (su, alkol vs) içinde denenebilir. 
Aktif ortamı sadece belli dalgaboyu aralığında ışıkla uyarmak gerekiyor veya  düşünülüyorsa odaktan hemen önce araya filtreler konabilir. (fotoğraf amaçlı filtreler  veya dar bantlı daha ciddi filtreler. ve tabi bu durumda toplanan pompalama  enerjisi azalacaktır)

(Sonradan bakınca, en.wikipedia'da solar-pumped laser başlığını gördüm. Fazla  detay yok ama bakılabilir.)

18 Nis 2022

P5 Su tasarrufu üzerine bir düşünce

Tuvalet sifonunu her çekişte kabaca 8-10 litre arası su harcanıyor. Çift kademeli sifonlarda dahi idrar için harcanan su 6 litre gibi. Akla gelen düşünce şu : klozette su yüzeyini kaplayarak havayla teması kesen, içi hava dolu küçük baloncuklardan oluşan bir madde kullanarak, idrar için sifon kullanılmasını gereksizleştirmek. Baloncuklar şeffaf değil de renkli veya beyaz olursa altındaki 'suyun' içerik ve rengini de örtmüş olur. Çok hafif olmalılar ki gerektiğinde sifon çekildiğinde çok azı kaybolsun. Zamanla eksildikçe ekleme yapılabilir. 

Bu baloncuklu madde plastik olmamalı, öyleyse çok ince cam kürecikler mi olmalı, o da zor filan diye düşünürken aklıma Kefir geldi. Kefir baloncuklu yapıda ve beyaz. O sıra dolapta tarihi geçmiş yarım şişe kefir vardı. Bir kısmını klozete döktüm ve ilk deneme de işe yarar göründü.(Evden itiraz üzerine şimdilik denemeye ara verdim.)

Kefirin baloncuklu yapısı, içerdiği mikroorganizmaların çıkardığı gazlar nedeniyle oluşuyor.
Güvendiğim bir kefir markasının sitesinde, içeriğinde 17 farklı tür maya hücresi ve bakteri listelenmiş. Bunlardan biri ekmek mayası olarak da kullanılan ayrıca üzüm suyundaki şekeri alkole çevirip şaraba dönüştüren, bu arada CO2 gazı salan tanıdık bir maya : Saccharomyces cerevisiae

Şimdi sorun Kefirin artık epeyce pahalı olmasında. Buna ilişkin düşünce de şu : 
Çoğaltılabilir kefir mayası edinip kefiri sürekli evde üretmek. Artık süt de pahalı olduğuna göre, sütü, oranı denemelerle saptanacak kadar suyla karıştırmak. Su-süt karışımına az şeker eklemek CO2 çıkışını, baloncuk sayısı ve çaplarını artırabilir. Bu da deneme işi .

Ek1 : Popüler bir Çin sitesinde, içi boş renkli küçük cam kürecikler olduğunu gördüm. Bir ilanda 0.4-3mm karışık çapta, başka bir ilanda 0.6-0.8mm çaplı tırnak süsü olarak. İkinci için 13 gram paket 25TL gibiydi, ilki daha ucuz. Kargo 65TL civarı ama 10 paket alsanız da bu civarda. Belki daha ucuz da bulunabilir. Bir de takı amaçlı ortası delikli olanlar var. Örneğin 2mm çap, 0.8mm delik çapı, fiyat 1000 adet için 16+57TL.
Cam kürecikler kullanılsa bile aralarını kapatacak kefir veya başka bir zararsız sıvı malzeme kullanmak iyi olabilir.

Ek2 : Ne kadar su tasarruf edilebilir diye zevkli bir hesap yapalım (gençlikte tatil planı yapar gibi)
Ülke nüfusu 84 milyon. Yüzde 15 kadar eksiltirsek (küçükler ve biraz fazlası) 71.4 milyon kişi. Bir kişi günde ortalama 6-7 kez idrar yapıyor. Biz bir kişinin, bir günde -sadece idrar için- 5 kez sifon kullandığını ve her sifon kullanımında ortalama 8 litre su harcandığını varsayalım. Bir kişi günde 5x8=40 litre , ayda 1.2 ton su harcar (sadece idrar için sifon kullanımı). Yılda 14.6 ton eder ve bunu 71.4 milyon kişi ile çarparsak yıllık harcama 1,042,440,000 ton bulunur. Yani bu veya başka bir yöntemle, sadece idrar yapıldığında sifon kullanılmazsa, bu ülkede yılda 1 milyar 42 milyon ton su tasarruf edilmiş olur. 

Ek3: Kısa bilgi : İdrarın çoğu su (%91-96), katı madde çok az  (Bu sudan da -basit bir yöntemle filtre ederek, sifon suyu olarak- yararlanılabilse ne güzel olurdu). Taze idrar aslında kokusuzmuş (enfeksiyon veya bazı gıda maddeleri kendilerine özgü kokulu yapabiliyor). İdrar bedenden çıktıktan bir süre sonra, üreyi amonyağa  çeviren bazı bakterilerle karşılaşma sonucunda koku oluşuyormuş, yoksa kokusuz.   Fakat steril bir sıvı değil. Kimisi patojen bazı bakteriler içeriyor.

8 Mar 2022

Ş6 Pis

1

Bok herifler doldurmuşsa tüm meclisleri

Hem de kadınlı erkekli

Var bir bokluk hepimizde besbelli


2

Birikmiş kokulu gaz bağırsakta

Osursan bir türlü osurmasan başka

Dil ucunda hak edilmiş bin küfür

Etsen bir türlü etmesen başka



(Bugün Ukrayna, dün ve bugün Afganistan Irak Suriye Libya Yemen.....)