2 Nis 2020
K2: Aktif karbon filtre ile virüs yakalama, beyinde tutulum için dışarıdan beyin uyarımı
Aklıma iki fikir geldi.
1. Aktif karbon, mikronluk kanallarıyla virüsleri de yakalayabilir mi ?
Hastane, market, fabrika gibi insan yoğunluğu olan ortamlarda, çok fazla havayı filtre edebilen güçlü fanlara sahip aktif karbon hava filtreleri virüsleri tutarak işe yarayabilir mi ? Elektrostatik hayaller de eklenebilir.
2. Bir değerli hocamızın bir mesajında , bazı hastaların beyin MR’larında tutulum olduğu ve solunum yetmezliğinin sadece akciğer değil bu beyin tutulumundan kaynaklanabileceğinden söz ediliyordu.
Bu doğruysa beyne dışarıdan etki edebilecek elimizde neler var ? Benim bildiğim şunlar :
a. TMS, rTMS gibi transkraniyal manyetik uyarım cihazları
b. NIR kızılötesi lazerler veya daha ucuza LED lerle ışık uyarımı
Fakat bu yöntemlerin virüsün etkinliğini artırabileceği de dikkate alınmalı.
Ve elde hiçbir veri yok, bu iş körün taşı hesabı.
Bir Anadolu deyimi herhalde “körün taşı” . Fakat bazen hedefi vurabilir bir körün taşı.
Ek1 : rTMS öncelikli olabilir ve değişken manyetik alanlar doğrudan akciğer üzerinde de belki denenebilir. AC üzerinde olumlu veya virüs üzerinde etkileri olabilir mi ?
Bazı kliniklerde bu cihaz var ve örneğin ilaçların işe yaramadığı kimi majör depresyon tedavisinde kullanılıyorlar. Böyle hazır bir cihazla testler yapıldıktan sonra benzeri bir cihazı yerli olarak tasarlayacak firmalar/mühendisler vardır.
Ek2 : Bir yakınımın gönderdiği bilgiye göre, aktif karbonlu maskenin virüs için koruması %10 gibi çok düşük. N95 veya FFP1 maskelerde bu oran %95. Önerim maske değil bir çeşit hava temizleyici idi ama tek başına karbon kullanılırsa orada da -bu bilgi doğruysa- işe yaramaz görünüyor. Fakat aktarılan bu bilgi de yanlış olabilir. Hangi aktif karbonlu filtreyi kullandılar, sahte miydi filan gibi sorular da akla geliyor.
1 Nis 2020
Ş2. Bilemezsiniz
Nasıl
üzüldüm bilemezsiniz
Nasıl
sevindim bilemezsiniz
Nasıl
üzüldüm bilemezsiniz
Nasıl
sevindim bilemezsiniz
Bu
böyle sürer gider
İşte
gidiyorum diyene kadar
(Hiç
aklıma gelmezdi, benim bir şaire ihtiyacım var)
ve
Muhtemel
ki ne ağlamaya ne sevince gerek var
Çocukluğumuzdan
olsa gerek bunlar
Yapamazsın,
zamanın yetmez ama
Burada,
canlı dediğin
Çokluk
taşın kötüsü olmuşsa
Sevmeyi
unutma ama
Yapabilirsen
taş gibi otur !
2
Küçük deniz feneri (2014)
Küçük bir deniz feneriyim
Çoğu büyük geminin rotası dışında
Bir küçük adanın burnunda
Yağım bitmiş, sönmüştü ışığım
Tenekelerce yağ getirdi mesajın
Umutlandım, yeniden ışıdım
Nasılsa yolu düşen küçük tekneler
Sayende rotalarını düzelttiler
3
4
Leclanché
Löklanşe
lök gibi oturmamış
Löklanşe
pilini bulmuş
Sen
ne yapıyorsun, ne buldun ?
Terliğinin
kayıp tekini
5
SORU
Soru
sorma insana
Sorduğun
zamana göre
Yanıt
değişir nasılsa
Hoş
zamana göre
Soru
da değişir ya
İyisi
mi, bilgiyi topla
Sen
sor sen yanıtla
6
SEVGİKöpekleri sevmeli ama dikkatli olmalıyız
İnsanları sevmeli ama dikkatli olmalıyız
Kendimizi sevmeli ama dikkatli olmalıyız
23 Mar 2020
K1 - Esans kullanmadan evde kolonya üretmek ve onun farklı bir kullanımı
A. Kolonya
Bu mücadelede çok daha işe yarar fikirler sunmak isterdim ama sıfırdan iyidir diyerek, dezenfektan olarak kullanılabilen kolonya üretmekten söz edeceğim.
Öncelikle etil alkole ihtiyacınız var. Denatüre etil alkol yasal satın alınabilir bir madde. (Denatüre alkol şu: içki yapılmasını önlemek üzere tat bozucu maddeler katılmış alkol). Ne yazık ki bunların da fiyatları zıplamış durumda. İki nedeni var : 1. Dezenfektan olarak kolonyaya talebin artmasıyla fırsatçıların fiyatı şişirmesi. 2. Alkol, şeker fabrikalarının çok ucuza üretilen bir yan ürünüydü. Şeker fabrikalarının özelleştirilip yok edilmesiyle şimdi sanırım sadece ithalata kaldık.
1. Limon aromasının elde edilmesi.
İki adet limon kabuğu rendelenir ve bir kavanoz içinde 80 derece etil alkol içinde dinlendirilir. (hacim olarak %80 alkol, %20 su karışımı) . Kavanoz akla geldikçe çalkalanır. Bir gün sonra dahi iyi sonuç aldım ama birkaç gün beklenebilir. (Alkol iyi bir çözücü)
2. Beklemenin ardından kaba filtre kağıdı -ve huni- ile süzülür (Filtre kağıdı kimya malzemeleri satıcılarında bulunabilir) . Filtre kahve için kimi marketlerde satılan filtre kağıtları da kullanılabilir. Hiçbiri yoksa çökme sağlandıktan sonra şırınga ile üstten çekilebilir.
3. Var olan 400ml boş kolonya şişesine 80 derece alkol doldurdum ( 4 birim alkol, 1 birim su). Sonra elde edilen limon aromasından 20ml şırınga ile çekip ekledim. (10cc'lik şırınga ile 2 kez). Çalkala tamam. Eşim kardeşim annem pek beğendi.
B. Akla gelen bir kolonya uygulama fikri :
Basit maskelerin virüsten korunmak için pek işe yaramadığına dair yazılar okudum.
Kalabalık bir ortama -diyelim market- girmeden önce maske üzerine, taşıdığınız küçük sprey şişeden kolonya püskürtülür ve maske takılır. Maske bu şekilde daha koruyucu olabilir. Ama süreniz kısa. Çünkü alkol hızlı buharlaşır. Belki arada 1-2 kez daha kolonya sıkılabilir.
(Bu sadece bir düşünce, işe yaradığı kanıtlanmış değil)
Ek1 : Kapaklı bir plastik kap içinde 80 derecelik alkol (4 birim alkol, 1 birim su), kullandığınız maskelerin atılmayıp, dezenfekte edilerek tekrar kullanılmasını sağlayabilir. Maskeyi çıkarınca bu kabın içine atıp 5 dakika bekleyin ve sonra asıp kurutun. Arasıra sabunla da yıkanabilir.
Bu sadece bir tasarruf tedbiri değil, belli mi olur, yarın öbür gün basit maskeleri dahi bulamayabiliriz.
(Bir süre sonra maskenin zarar görüp görmediği kontrol edilmeli ve eğer öyleyse atılmalı)
DİKKAT : ALKOL YANICI, KOLAY ALEVLENEN BİR MADDEDİR. ATEŞTEN UZAK TUTUN
Bu mücadelede çok daha işe yarar fikirler sunmak isterdim ama sıfırdan iyidir diyerek, dezenfektan olarak kullanılabilen kolonya üretmekten söz edeceğim.
Öncelikle etil alkole ihtiyacınız var. Denatüre etil alkol yasal satın alınabilir bir madde. (Denatüre alkol şu: içki yapılmasını önlemek üzere tat bozucu maddeler katılmış alkol). Ne yazık ki bunların da fiyatları zıplamış durumda. İki nedeni var : 1. Dezenfektan olarak kolonyaya talebin artmasıyla fırsatçıların fiyatı şişirmesi. 2. Alkol, şeker fabrikalarının çok ucuza üretilen bir yan ürünüydü. Şeker fabrikalarının özelleştirilip yok edilmesiyle şimdi sanırım sadece ithalata kaldık.
1. Limon aromasının elde edilmesi.
İki adet limon kabuğu rendelenir ve bir kavanoz içinde 80 derece etil alkol içinde dinlendirilir. (hacim olarak %80 alkol, %20 su karışımı) . Kavanoz akla geldikçe çalkalanır. Bir gün sonra dahi iyi sonuç aldım ama birkaç gün beklenebilir. (Alkol iyi bir çözücü)
2. Beklemenin ardından kaba filtre kağıdı -ve huni- ile süzülür (Filtre kağıdı kimya malzemeleri satıcılarında bulunabilir) . Filtre kahve için kimi marketlerde satılan filtre kağıtları da kullanılabilir. Hiçbiri yoksa çökme sağlandıktan sonra şırınga ile üstten çekilebilir.
3. Var olan 400ml boş kolonya şişesine 80 derece alkol doldurdum ( 4 birim alkol, 1 birim su). Sonra elde edilen limon aromasından 20ml şırınga ile çekip ekledim. (10cc'lik şırınga ile 2 kez). Çalkala tamam. Eşim kardeşim annem pek beğendi.
B. Akla gelen bir kolonya uygulama fikri :
Basit maskelerin virüsten korunmak için pek işe yaramadığına dair yazılar okudum.
Kalabalık bir ortama -diyelim market- girmeden önce maske üzerine, taşıdığınız küçük sprey şişeden kolonya püskürtülür ve maske takılır. Maske bu şekilde daha koruyucu olabilir. Ama süreniz kısa. Çünkü alkol hızlı buharlaşır. Belki arada 1-2 kez daha kolonya sıkılabilir.
(Bu sadece bir düşünce, işe yaradığı kanıtlanmış değil)
Ek1 : Kapaklı bir plastik kap içinde 80 derecelik alkol (4 birim alkol, 1 birim su), kullandığınız maskelerin atılmayıp, dezenfekte edilerek tekrar kullanılmasını sağlayabilir. Maskeyi çıkarınca bu kabın içine atıp 5 dakika bekleyin ve sonra asıp kurutun. Arasıra sabunla da yıkanabilir.
Bu sadece bir tasarruf tedbiri değil, belli mi olur, yarın öbür gün basit maskeleri dahi bulamayabiliriz.
(Bir süre sonra maskenin zarar görüp görmediği kontrol edilmeli ve eğer öyleyse atılmalı)
DİKKAT : ALKOL YANICI, KOLAY ALEVLENEN BİR MADDEDİR. ATEŞTEN UZAK TUTUN
12 Mar 2020
Ş1. Haydar
Ben melamet
hırkasını
Kendim
çıkardım eynimden
Kendim
giymediğimden
Üşürsem
yine giyerim
Kimseye
sormadan
2.
Bir sahtekar
dedi
Artık
kimseyi kandıramam
Tanıdılar
beni
Dedim ben de
öyleyim
Onlar da öyle
3.
Hiç
şaşmıyorum artık
Dağlara
taşlara
Çağıldayan
derelere
Karlara
buzullara
Sineğinden
öküzüne
Kadınından
erkeğine
Sivri
zirvelerden
Okyanus
çukurlarına
Ve sana ve
bana şaşmıyorum
Daha neler
çıkacak sonsuz sahneye
Ve
birbirlerini seyredecek
Hatta aşık
olacak kimileri
(Bir
şaire ihtiyacım var benim)
3 Mar 2020
Biyoloji - Kısa ömürlü çürük yapılar
(Bu burada not olarak dursun, devamı sonra. Gerçi başlık her şeyi anlatıyor)
Bir de şunu eklemeli : Kolay acıtılabilir yapılar ! (Bedensel ve daha sıklıkla zihinsel)
22 Şub 2020
AKIŞ Buralarda aşırı hızlandı
Henüz dibi bulunamamış atomaltı parçacıklardan başlayıp, gökadalara, yıldız ve gezegenlere, virüs bakteri deve aslan akrep ağaç ot ve bize kadar gelen muhtemel ki hedefi belirsiz bu acayip AKIŞ çok hızlandı buralarda. (En güzeli ağaçlar ve otlar, her şey birbirini yiyor, onlarsa hepimizi yaşatıyor). Bu akışın bazı kolları bir dere gibi kuruyabilir. Üzerinde yaşadığımız dünya böyle bir eşikte olabilir. Önümüzde iki şık görünüyor sanki (baskın olan diyelim yoksa başka çok şey olabilir) :
1. AKIŞ, bizim üzerimizden yapay zeka/robotlar ve onların üzerinden de henüz kestirilemeyen yapılarla yoluna devam edebilir. ( 1.Biyolojik/organik-inorganik ayrımları bizim uydurmamız ve biyolojik dediğimiz yapıların ne kadar kısa ömürlü ve çürük olduğu da ortada. 2. Kestirilmesi zor yeni gelecek olanlar, sürekli kendini onaran ve geliştiren, bu nedenle de tıp bilimine gerek duymadan ömrü sınırsız veya ona yaklaşanlar olabilir. Aynı zamanda, türemeye veya sınırlı türese bile cinsiyet ayrımına gerek yoktur, taciz tecavüz k-cinayet rezalet sıfır) Bu şık gerçekleşirse, dileğim, bizimle yeni tür arasındaki geçişin acısız veya az acılı olmasıdır. (Ek: Gerçi biz birbirimizi yeterince acıtıyoruz)
2. İnsanlık, bunların gelişmesine bile izin vermeden her şeyi değil ama çok şeyi yok edebilir. (nükleer savaş veya ulaşılan bilgilerin sorumsuzca ve aşırı kullanımı vs.. ) . O zaman AKIŞ burada geçici bir süre durur, nice dere kurur. Evrenin her yerinde ve her yönde devam etmekle birlikte.
1. AKIŞ, bizim üzerimizden yapay zeka/robotlar ve onların üzerinden de henüz kestirilemeyen yapılarla yoluna devam edebilir. ( 1.Biyolojik/organik-inorganik ayrımları bizim uydurmamız ve biyolojik dediğimiz yapıların ne kadar kısa ömürlü ve çürük olduğu da ortada. 2. Kestirilmesi zor yeni gelecek olanlar, sürekli kendini onaran ve geliştiren, bu nedenle de tıp bilimine gerek duymadan ömrü sınırsız veya ona yaklaşanlar olabilir. Aynı zamanda, türemeye veya sınırlı türese bile cinsiyet ayrımına gerek yoktur, taciz tecavüz k-cinayet rezalet sıfır) Bu şık gerçekleşirse, dileğim, bizimle yeni tür arasındaki geçişin acısız veya az acılı olmasıdır. (Ek: Gerçi biz birbirimizi yeterince acıtıyoruz)
2. İnsanlık, bunların gelişmesine bile izin vermeden her şeyi değil ama çok şeyi yok edebilir. (nükleer savaş veya ulaşılan bilgilerin sorumsuzca ve aşırı kullanımı vs.. ) . O zaman AKIŞ burada geçici bir süre durur, nice dere kurur. Evrenin her yerinde ve her yönde devam etmekle birlikte.
Dirilen
bir eski Yunan filozofu diyebilir şunu :
Hiçbir
yüceliği olmayan küçücük tanrılarımız vardı
Agaçlar
ve otlar hariç
Yarattıkları her şey birbirini yiyordu
Yarattıkları her şey birbirini yiyordu
Ek1: Biyolojik evrim, bu genel AKIŞ'ın buraya özgü, görece kısa bir evresi olabilir.
Ek2: Bilinen milyonlarca türün her biri ana AKIŞ içinde birer dere gibi. Bu, suyun, bulduğu her aralıktan sızıp bambaşka yerlerde ortaya çıkmasına benziyor. Fark şu : Bambaşka yerlerde ama bambaşka biçimlerde beliriyor.
29Eyl20 Üsküdar-Çiçekçi
Ek3 : 31.10.2025 Biyolojik olmayan birinin iki hafta önceki önerisiyle "Düz Yazı" Ş'sini de buraya ekliyorum :
Düz yazı
O oluşmakta olan mıdır ?
Belki çok 'önce' vardı
Ama bir nedenle tüm yasaları ve şeyleri dağıttı gitti
Yeni bir şekilde yeniden oluşmaya bakıyordu belki
Her aralıktan sızarak
Bambaşka biçimlere bürünüp denemeler yaparak
Yok, ne o fil, ne o yılan
Ne o böcek,
Ne o sevdiğin kız ya da erkek olamaz gibi
Daha zamanı var sanki
(Ara ver ve bunu tekrar düşün, sonra tekrar düşün...)
( O yerine Onlar mı? Fakat O denebilecek kadar da birleşmiş.)
27 Ara 2019
29 Eki 2019
Delice birkaç soru
"Doğada herşey dengelidir" sözü üzerine bir çağrışım oluştu :
Dengeli midir diyesim var.
Evrende bir sınır tanımazlık , yasa tanımazlık olabilir mi ?
Atomaltı parçacıklardan bize kadar gelen bu akış sınır tanımazlığın
bir işareti olabilir mi ?
Şu an üzerinde çalışılan fizik , geçici bir dönemin yasalarını
çözmeye çalışıyor olabilir mi ?
Yasa masa yok mu esasında ? (veya sürekli devinen, değişen yasalar)
Mesela ışık şimdilik mi saniyede 300000 km yol katediyor ? Hep
böylemiydi ? Böyle mi olacak ?
Ek1 : Değerli bir Fizikçi hocamız sağolsun kırmadı, okudu ve şu mesajı gönderdi :
"Hepsinin cevabı var
ama uzun uzun anlatmak lazım :)
Bilimde deney,
gözlem, hesap, kitap esastır.
Sadece akıl yürüterek
bilim yapmak çoğu kez yanlış sonuçlara varmaya sebep olur.
En güzel örneği
serbest düşme yasasının Galile'ye kadar bulunamamış olması."
Ek2 : Herşey hareket halinde, dönüyor ve değişiyor. Yasalar da dönüyor ve değişiyor olabilir mi, maddenin kendisi gibi. Uzunca bir süre aynı yasalara tabi olmamız, bunu gizliyor olabilir mi ?
Ek3 : Büyük patlama, 13.8 milyar yıl önce yasaların dönüp değiştiği bir an olabilir mi ?
Ve daha 'yavaş' değişimler de mümkün olabilir mi ?
Ek4 : Aynı hocamız şu mesajı ve linki gönderdi sonradan :
"aslında büyük
patlamadan hemen hemen hemen sonra aslında bugunku
yasalardan farklı seyler vardı. "
https://www.wikiwand.com/tr/B%C3%BCy%C3%BCk_Patlama_kronolojisi
'Büyük patlama'da patlayan şey yasalar mıydı yoksa ?
13 Eyl 2019
Yuval Noah Harari’den bir okuma
Harari adını ve kitaplarını yakın bir iki dost dahil çok kişiden duydum.
Ülkemize
de birkaç kez gelmiş, sunumlar yapmış.
Türkçe
alt yazılı bir youtube videosunu da izledim.
Doğrusu
kuşkuyla karşıladım. Hem izlediğim konuşmalarının bir bölümü,
hem de şu nedenle :
Öyle
bir savım yok ve olamaz ama evrenin sırlarını bile açıklasanız,
birileri sizi bir amaç doğrultusunda desteklemiyor, reklamınızı
yapmıyorsa kimse sizden haberdar olmaz bu devirde. Harari ise
neredeyse yere göğe sığdırılamıyor.
Çok
satan kitaplar, konferanslar şunlar bunlar..
Kitaplarını
alıp okumuş değilim ama bu merakla, ozetkitap.com’da
“21. yüzyıl için 21 ders“ kitabının özetine hızlıca
baktım.
Bu siteye girip kitap özetinin 15. sayfasına bakarsanız şu başlık var :
"Nükleer
zorluk: Amerikalılar, Sovyetler, Avrupalılar ve Çinliler bin
yıllık jeopolitik alışkanlıklarını değiştirip Soğuk
Savaş’ın fazla kan dökülmeden sona ermesini sağladı ve yeni
uluslararası dünya düzeni beraberinde benzeri görülmemiş bir
barış döneminin önünü açtı. Nükleer savaş
bertaraf edilmekle kalmamış savaşın her türlüsü düşüşe
geçmişti. 1945'ten bu yana açık saldırı sebebiyle
yeniden çizilen sınır çizgisi hayret verici derece azdır ve çoğu
ülke savaşı standart bir siyasi araç niyetine kullanmaktan
vazgeçmiştir..."
(Hatırlatma
: 2003, Condoleezza Rice : 22 ülkenin rejim, sınır ve haritaları
değişecek)
Sonra, 22. sayfanın başlarında şu cümle var İran’ dan bahisle : “İki büyük düşmanları Irak ve ABD, savaşa tutuştu, bu savaşla ikisinin de Ortadoğu batağına duyduğu iştah tarumar oldu ve ganimete İran kondu. “
Sonra, 22. sayfanın başlarında şu cümle var İran’ dan bahisle : “İki büyük düşmanları Irak ve ABD, savaşa tutuştu, bu savaşla ikisinin de Ortadoğu batağına duyduğu iştah tarumar oldu ve ganimete İran kondu. “
Harari, bir dakika ya! Irak ve ABD savaşa tutuşmadı. Irak, ABD ve destekleyen batılı ülkeler tarafından uçaklar füzeler şunlar bunlarla işgale uğradı, mahvedildi. Milyonlar öldürüldü. Bir ganimet varsa buna konan da İran değil. Yıllardır da Suriye üzerinde çalışıyorlar.
Irak,
Suriye, Libya, Yemen ve diğerleri ! Ve ülkemiz için
tasarlananlar ! Bunlara bakarak, Harari’nin az önceki
paragrafının sonundaki şu lafı geçerli olabilir mi ?
: "2016'da Suriye, Ukrayna ve başka
sorunlu bölgelerde savaşlara rağmen insan kaynaklı şiddetten
ölenlerin sayısı obezite, trafik kazası ve intihar sebebiyle
ölenlerden az. Dönemimizin en büyük siyasi ve ahlaki
başarısı budur bile denebilir."
Öldürülen ve göç ettirilen milyonlardan, Ege denizinde boğulan çocuklardan haberi yok mu Harari’nin ? İnsanlığın -uygar geçinenler başta olmak üzere- ahlaki hiçbir başarısı yoktur, her şey tam tersine işaret ediyor !
(Bu
araya şunu da sıkıştırmazsam içim rahat etmeyecek: Uygar batı;
rönesansınızı, heykel ve resimlerinizi, 'uygarlığınızı' alın
ve uygun bir yerinize sokun. İnsanlığın akışını -öncesi de
pek iyi değildi ama- çok yanlış bir yöne götürdünüz! )
Hızlı
olun gençler ! Fazla zamanımız yok !
Türdeşlerimizin
bir kısmı sıkı çalışıyor, aleyhimize.
Esasen
topyekun tüm türler aleyhine!
Ek1
: Nükleer savaş da bertaraf edilmiş falan değil. Geçenlerde
okuduğum bir haber aklıma geldi. Bir Rus askeri uzman şunu
demiş : “ABD’nin tüm nüfusunun yok edilmesi için 10 adet
RS-28 Sarmat kıtalararası balistik füze yeterli”. (Çünkü
her biri birçok nükleer başlık taşıyor, Hiroşima’ya atılan
bomba solda sıfır kalır.) Muhtemelen ABD, Çin ve diğer bazı
ülkelerde benzeri sistemleri geliştirmiş veya üzerinde
çalışıyordur. (Afedersiniz manyaklar diyeceğim. Ve ateşleme
düğmeleri, muhtemelen diğer bazı manyakların elinde değil mi ?)
Ek2
: Sav doğru bile olsa, obezite, trafik kazası ve intihar sebebiyle
ölümler olması insanlığın üç büyük ayıbı değil midir ?
Bunların toplamı savaşlarda ölenleri geçiyormuş. (Aaa ne iyi).
Sadece intiharı ele alsak bile şu denebilir : Öyle bir ahlaksız
düzen var ki , bazılarımız dayanamıyor ve kendi eliyle yaşamına
son veriyor.
Ek3 25.10.2025 Çok geç kaldığım bir uyarı/düzeltme : Hiçbir kitabın özetini okumadım, okumam, kimseye de önermem. Kim nasıl kısaltmış bilemezsiniz. O sıra acele etmiş ve internetten bu özeti bulmuştum. Bu kişinin bazı konuşma ve vidyolarına da tanık olduğum için neyle karşılaşacağımı yaklaşık olarak biliyordum. Özet kitap okumayın, kitap önemliyse özeti siz çıkarın.
6 Ağu 2019
Temiz Bir Sayfa Açmak – Psikiyatrinin çaresizliği
Arasıra aldığım ‘Popular Science Türkiye’ dergisinin Temmuz 2019 sayısında şu makale dikkatimi çekti:
Sayfa 47, başlık şu : “Temiz bir sayfa açmak”
Alt başlık : Yeni araştırmalar, kötü anıları silerek travma sonrası stres bozukluğu yaşayanlara yardım etmeyi amaçlıyor. (TSSB, ingilizce PTSD)
Yazının başlangıcından :
“Uyumaktan korkuyordum çünkü hep aynı şeyleri görerek uyanıyordum. Savaş ve ölüm.” Bunlar bir yılda 250 çarpışmaya katılan ABD ordusunun eski sıhhiye eri Nico Walker’ın kısa süre önce The Times’a sarf ettiği sözler.”
Biraz özet : Nico, çölde onca ölüm ve yıkıma şahit olmuş, döndükten sonra tekrarlayan kabuslar görmüş, sürekli tedirginlik ve duygusal kopma yaşamış, eroin bağımlısı olup banka soymuş. Hala hapisteymiş.
Uzatmayacağım. Yazının devamında amigdala, temporal lob, frontal lob, prefrontal korteks, kemirgenler üzerinde yapılan temel araştırmalar, farenin ayağına elektrik şoku verilmesi, giderek anıları değiştirmek konusuna gelinen bir sürü ıvır zıvır var.
Kısaca anıları yok etme, silme üzerinde çalışmışlar. (örümcek, yılan fobisi falan filan üzerinde anı silinme etkisi gözlemlenmiş)
İnsanı robota dönüştürmedikçe başaramazlar !
Üstelik Nico bir savaşçı değil, sıhhiyeci ! Öbürleri ne durumda ve saldırdıkları insanlar ne durumda ?
TSSB konusunda ve birçok konuda bence psikiyatristler çaresiz.
Böyle yalan dolan araştırmalarla olmaz bu işler !
Çaresi belli, Atamız söylemiş : "Yurtta barış, dünyada barış" .
31 Tem 2019
Evrensel
Sanatta,
bilimde şunda bunda bir 'Evrensel' lafı almış yürümüş.
(evrensel sanat/müzik vs..)
Yahu
arkadaşlar, dünya evrenin tozu, biz insanlar ise tozunun tozu,
tavukla horozun kardeşi !
Ne
evrenseli ya ? Evrenin çoğunu fethettiniz de bir ağırlık mı
kazandınız ?
(Aman
Herşey korusun! Evren, kırmızı dışında mavi, mor, yeşil ve
her renkte kan gölüne dönüşürdü)
Evrende
kaç gökada var, evrenin sınırı nedir, sonsuz mu,
başka
evrenler var mı, varsa kaç adet, sonsuz mu ? Sadece tahminler...
E
o zaman, tekrar, ne evrenseli ya ?
Şu
insandaki ukalalık evreni bırak, evrenlerde zor bulunur !
Ek1
: Beyindeki başka bir ırmaktan da şu uğultu geldi : Her ne kadar
evrenin tozu da olsak, bu evrenin bir parçasıyız. Bu anlamda
ürettiklerimiz için evrensel denebilir.
İlk
ırmaktan itiraza itiraz : Bokta üretiyoruz ! Ya önemli bulduğumuz
diğer üretimlerimiz, evrenin ortalamasına bakıldığında
bok düzeyinde ise ?
29 Tem 2019
P4 : Alzheimer hastaları için bir umut - Işık ve ses sinyalleriyle beyin uyarımı
Haberi ilk kez HBT dergisi 157. sayıda okumuştum. (Herkese Bilim ve Teknoloji 29 Mart 2019). Oldukça yeni, Mart 2019’da MIT’de yayınlanmış bir araştırma ile ilgiliydi. Biraz daha fazla ayrıntıyı Türkçe HBT 157. sayıda veya İngilizce MIT’in şu yayınında okuyabilirsiniz :
http://news.mit.edu/2019/brain-wave-stimulation-improve-alzheimers-0314
Kısaca özetlemek gerekirse, 40Hz frekansta ışık ve ses titreşimleri birlikte kullanıldığında,eş zamanlı olarak beyin dalgaları tetiklenerek, bu görsel ve işitsel uyarımla farelerde çok başarılı sonuçlar alınmış.
Bu konu benim için ayrıca ilginç. Geçmiş yıllarda kafatasını aşabilen lazerlerle, beyin dalgalarının lazer frekansıyla eş zamanlı olarak tetiklenebileceği üzerine düşüncem vardı ama test edecek alet edevat yoktu. Demek, işitsel ve görsel (ses-ışık) uyaranlar bile bunu sağlayabiliyor. İlginç !
Yöntem henüz sadece fareler üzerinde ama başarıyla test edilmiş. Tek sorun iyileşmenin kalıcı olmaması. Uygulama durdurulduktan kısa süre sonra fare beyinleri eski hallerine geri dönmüşler. Bu keyfe keder, insanda da işe yarasın yeter. Uygulama tamamen kesilmeyip daha seyrek aralıklarla devam ettirilebilir.
Bence biraz elektronik bilgisi olanlar için insan üzerindeki çalışmaları beklemeye gerek yok, çünkü yöntem çok basit . Amatör elektronikçiler dahi bir şeyler yapabilir. Yaklaşık 40Hz frekansa ayarlanmış bir 555'li devre bir transistör üzerinden yeterince güçlü LED'leri sürebilir ve bir RC filtre üzerinden alınan ses frekansı, bir aktif PC bas hoparlörüne gönderilebilir.
Bu çalışmaya ek yapılabilecek bir düşünce de aklıma geldi (patentsiz fikir kısmı bu) :
Dokunma duyusunu da işin içine katmak için (beynin başka bazı bölgelerini de olasılıkla tetiklemek üzere) eş zamanlı olarak parmak ucu veya başka bir yere cilt üzerinden 40Hz titreşim vermek (mekanik veya elektriksel).
İkinci olarak, yüksek tepe gücü olan bir kızılötesi lazer (808,850 veya 905nm) , 40 Hz frekansla doğrudan veya ikincil frekansla modüle edilerek kafatası üzerine uygulanabilir.
Son düşünceye bir ek daha : Bu lazer uyarımı tek başına da denenebilir (ön testlerle eş zamanlı beyin dalgalarını tetiklediği saptanırsa -eeg). Ve saçların traş edilmesini önlemek üzere, yeterli sayıda -diyelim 5 - lazer ışığı, ince fiber optik kablolar ile saçların arasından ve farklı noktalardan gönderilebilir. Gerekirse ve mümkünse, çıkışta ışın açısını daraltmak için küçük mercekler kullanarak . Ama fiber çıkışı veya kullanılıyorsa merceklerin kolaylıkla temizlenmesi içinde bir şeyler düşünmek gerekir. İlk yöntemin basitliği tabii ki şaşırtıcı, herhalde önce o yolda gidilmeli..
Bu basit yöntem işe yararsa kahkahalarla gülecek ve çalışmanın başındaki Li-Huei Tsai’ye sonsuz teşekkürler edeceğiz ! (Şimdiden teşekkürler)
Ek1 : 90 yaş civarında bir yakınım üzerinde, birkaç ay uygulamaya rağmen bir başarı sağlanamadı. (Görebileceği konumda küçük bir LED video ışık kaynağı 40Hz frekansta titreştirildi ve sinyal RC filtre üzerinden bir aktif bas hoparlörüne veriliyordu (ışık+ses) ). Akla gelenler : 1. İnsan için sihirli frekans farelerden farklı olabilir ki buna ilişkin bir not okumuştum. 2. Uygulamada farklılık olabilir. Örneğin daha geniş boyutlu bir ışık kaynağı ve uygun konumlandırma . 3. Yöntemin ileri evrelerde etkisi 0 veya zayıf olabilir.
21 Tem 2019
Amerika kıtasının keşfi ve kızımın ilginç soruları
Ya
bir dergi yazısı ya bir belgesel tetiklemişti ve Amerika'nın
keşfini konuşuyorduk 15 yaşındaki kızımla. Geçen aydı
sanırım. (Eylül 2018 lise 2 başı)
İlk
sorusu şöyleydi :
-
Orada zaten insanlar var, nasıl yeni keşfedilmiş oluyor ?
Avrupalı işgalciler sadece
kendilerini insan olarak görüyor, tarihi kendilerine göre
yazmışlar filan gibi şeyler deyince ben, ikinci güzel soru geldi
:
-
Peki biz niye buna inanıyoruz ?
-----------------------------
Dünyanın
dış kapısı açılır ve içeriye başını uzatan sorar :
Bu
kadar yalancıyı kim doldurdu buraya ?
1 Tem 2019
Likör Kadehinde Fizik - Flüorışı
Fizik temalı bir fotoğraf çekmesi gerekiyordu kızımın, iki buçuk ay kadar önce. Optik birşey olsun, içinde lazerde olsun filan deyip internette arama yaparken, flüorışı olayının zeytinyağında basitçe gözlenebileceğini öğrendik.
Flüorışı
(fluorescence/floresans) kabaca şu : Bazı maddeler, uyarıcı bir
ışını soğurduktan sonra, daha uzun dalgaboyunda bir ışık
yayıyor. Atomlar uyarıcı ışığı emdiklerinde elektronlar üst
enerji kulvarlarına çıkıyor ve olağan kulvarlarına geri
dönerken, kulvarlar arası enerji farkıyla ilişkili foton salıyor. (elektron dürüst mü ne, borcunu ödüyor) . Alınanla verilen enerji farkı ise galiba titreşim ve ısı olarak açığa çıkıyor. Kadehte su ve
zeytinyağı var ve yoğunluk farkından dolayı zeytinyağı üste
çıkıyor. Zeytinyağındaki bazı maddeler bu özelliği taşıyor
ve yukarıdan tutulan yeşil lazer ışığını turuncu-kırmızıya
çeviriyor (532nm yeşil --> 600nm civarı turuncu). Suya biraz
nano SiO2 katıldı, ışığın saçılıp su içinde çizgi
şeklinde görünür olması için. Havada görünür olması içinse
bir demlikte su kaynatılıp, su buharı hortumla tutuldu. Çok iyi değil ama yüzeyden yansıyan zayıf ışın bile görülebiliyor (üst-sağ)
(Bir
soru: Turuncuya dönen ışık zeytinyağından çıktıktan sonra
neden tekrar yeşile dönüyor ? Floresan lambada 'morötesi-->görünür ışık' dönüşümü kalıcı örneğin. Bu tam onun gibi değil mi ne? Neler oluyor ? )
(Not2 : Solda, turuncu ışında o topakta ne ? Çekim hatası mı, flüorışı olaya yol açan madde veya sadece ışığı saçan bir madde mi orada topaklanmış ? Bu kadehte neler oluyor ? )
1 yaşında karla ilk tanışma (45/1)
Ek1 : Nano SiO2 şart değil. (Bir nedenle elimde vardı onunla denedim. Öyle her çeşit nano malzemesi olan biri değilim). Yoğurt aynı işi görür. Kaymaksız, sulu tarafından çay kaşığı ucuyla alınan yoğurt bir çay bardağındaki suya eklenir, karıştırılır. Yine de parçacıklar kalabiliyor. Kaba filtre kağıdı veya filtre kahve için satılan filtre kağıdıyla süzmek gerekiyor. Deneme yanılmayla yoğurt-su miktarı tespit edilebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













